10.000 saat kuralı değil, bilinçli pratik mükemmelleştirir: Bir işte uzman olmanın yolları

İnsanoğlu sürekli olarak kendini aşıyor.

Gitgide her şeyi daha hızlı ve akıllıca yapmanın yollarını buluyor; becerilerimizi sürekli olarak geliştiriyoruz.

Günümüzde dünya üzerinde var olan herhangi bir mesleğe bakın. Müzikten matematiğe birçok alanda eskiden imkânsız görünen şeyler her gün bir bir başarılıyor.

Peki, bu sürekli gelişimimizi neye borçluyuz?

Ustalıkla ilgili masallar

Bir beceride ustalaşmanız ne kadar zamanınızı alır?

Yetenek doğuştan mı gelir, yoksa öğrenme yoluyla mı kazanılır?

Yetenekli insanlar bizden farklı olarak ne yapıyor?

Araştırmacılar yıllardır yukarıda bahsettiğimiz soruların yanıtlarını arıyor. Yakın zamanlarda ise bu anlamda şaşırtıcı bir keşfe imza atıldı.

Crème de la crème , yani “uzman kişilerin” ortak bir noktaları var ve bu ortak nokta 10.000 saat değil.

10.000 saat kuralı tarih oluyor

Malcolm Gladwell, 2008 yılında yayımlanan Outliers (Çizginin Dışındakiler) adlı kitabında, insanların yaptıkları işte ustalaşmak için o işe adamaları gereken “sihirli süreyi” 10.000 saat olarak belirtiyor.

Gladwell kitabında, becerilerini geliştirmek için uzun saatler harcayan Bill Gates ve The Beatles gibi ünlü isimlerden sözlere de yer veriyor.

Gladwell’in teorisinin temelinde, bu alanda gerçekleştirilen çalışmalara öncülük eden psikoloji profesörü Dr. K. Anders Ericsson’ın araştırması yer alıyor. Ama Ericsson, Gladwell’in bu “sihirli süre” çıkarımını tümüyle desteklemiyor; hatta bu bakış açısını şöyle tanımlıyor:

“… çalışmamızla ilgili popüler ve basite indirgenmiş bir çıkarım… Bu çıkarıma göre bir alanda belirli bir pratik süresini dolduran herkes o alanda otomatik olarak bir uzman olabilir.”

Ericsson’a göre bir işte uzmanlaşmanın yolu yalnızca belirli bir süre pratik yapmaktan değil, bu pratik sürelerini iyi değerlendirmekten geçiyor.

Bilinçli pratiğe adım atın.

Bilinçli pratik; odaklı, tutarlı ve hedef merkezli çalışma anlamına gelir. Burada önemli olan, nicelikten ziyade niteliktir. Bilinçli pratikte, her pratiğin eş değerde olmadığını bilmek gerekir.

Doğal yetenek abartılıyor mu?

Yeteneğin doğuştan geldiğine dair yaygın bir inanış olsa da Ericsson’a göre genetik özelliklerimiz yeteneklerimiz konusunda sandığımız kadar büyük bir rol oynamıyor.

Örneğin Mozart’ı ele alalım. Hemen hemen herkes Mozart’ın bir müzik dehası olduğunu düşünür. Ama Ericsson bu konuyu biraz farklı bir bakış açısıyla ele alıyor:

“Mozart’ın farklı yaşlarda bestelediği eserleri, günümüzde Suzuki yönetimiyle eğitilen çocuklarla kıyasladığınızda Mozart’ın ender görülen bir yetenekten çok oldukça ortalama bir kişilik olduğunu fark edebilirsiniz.”

Ericsson, Mozart’ın ustalığını kalıtsal yeteneğe değil de genç yaşta başladığı uzun süreli ve sıkı çalışmalarına bağlıyor.

“Kişinin yapabileceklerinin genetik olarak önceden belirlenmiş özellikleriyle sınırlı olduğu inancı tüm bu “Ben yapamam.” veya “Ben şöyle değilim.” cümlelerinde kendini belli ediyor.”

Bu durumda yeni Steve Jobs olamamamızın tek nedeni yeterince yetenekli olmadığımıza inanmamız mı oluyor?

Tam olarak öyle değil aslında.

Çocukken sahip olduğumuz bilişsel yeteneklerin yetişkinken başarabildiklerimizi etkilediğini gösteren önemli kanıtlar mevcut. Ama kişinin, genetiği ne olursa olsun uzun yıllar boyunca sıkı ve akıllıca çalışmadan bir işte uzmanlaşması imkânsız.

Düzenli pratik neden (tek başına) yeterli değil?

Sürekli olarak pratik yapmak bizi belirli bir başarı düzeyine ulaştırır. Başlangıçta hızla gelişirken zamanla gelişimimiz yavaşlar ve durur. Bunun sebebi, belirli bir yetkinlik düzeyine ulaştığımızda yeteneğin gelişen bir özellik olmaktan çıkıp refleks haline gelmesidir.

Bu nedenle yemek yapmak, araba kullanmak veya egzersiz yapmak gibi bir beceriyi uzun yıllar boyunca düzenli olarak tekrarlamak o alanda uzmanlaşmanız için tek başına yeterli olmaz. Aynı beceriyi sürekli tekrar ederek o beceriyi geliştirmekten ziyade korumuş olursunuz.

Günlük hayattaki birçok iş için temel bir beceri düzeyi yeterli olsa da bir işte gerçekten ustalaşmak istiyorsanız kendi rahat bölgenizden çıkıp işin kolayına kaçmayı bırakmanız gerekir. Bu sayede gelişiminizin durağanlaşmasına izin vermeden becerilerinizi farklı şekillerde yeniden sergileyebilir ve gelişmeye devam edebilirsiniz.

Beş saat kuralı

Yazar ve girişimci Michael Simmons, Ericsson’un çalışmasına benzer şekilde, “beş saat kuralı” adını verdiği bir yöntemden bahsediyor. Bu kurala göre her iş gününde bir saat, oldukça yoğun bir öğrenme sürecine ayrılıyor.

Birçok başarılı ismin kendilerine düzenli ve yoğun çalışma saatleri ayırdığı biliniyor: 

Benjamin Franklin’in katı bir günlük programı vardı ve öğrenmek, düşünmek ve okumak için kendine zaman ayırırdı. Gelişimini düzenli olarak takip eder ve kendine küçük hedefler belirlerdi.

Theodore Roosevelt, günde birkaç saatini yoğun çalışmaya ayırırdı. Roosevelt, üniversitede edindiği bu alışkanlığı ABD Başkanlığı yaptığı süre boyunca da devam ettirdi.

Öğrenmeye ve kişisel gelişime verdiği önemle tanınan Elon Musk günde iki kitap okuyor.

Günde birkaç saat yoğun çalışma uygulaması 10.000 saat kuralından daha makul görünse de bunu başarmak her zaman kolay olmuyor.

Bilinçli pratik, sizi mükemmele ulaştırır

Becerilerinizi tekrarlamak sizi mutlu edebilir ama geliştirmez. Bilinçli pratik, bir beceriyi sadece sürekli olarak tekrar etmek değil; pratiği planlı ve stratejik bir süreç olarak görmek anlamına gelir.

Düşünmeyi bir kenara bırakıp sadece pratik yaparak ilerleyemezsiniz. Pratik yaparken kendinizi tam anlamıyla yaptığınız işe vermeniz gerekir. Bu süreçte, yapabilecekleriniz ve yapamayacaklarınız arasında gidip gelirsiniz.

Bir lastik gibi kendinizi sürekli esneterek sınırlarınızı zorlarsınız. Değişimin gerçekleşmesi için üzerinizde bir baskı ve itici bir güç olması gerekir.

Dün başardığınız şeyi bugün de başarabiliyor olmanız yetmez; becerilerinize her gün yeni bir şeyler katmanız gerekir. Ancak bu sayede ilerleme kaydedebilirsiniz.

4 adımda bilinçli pratik

Herhangi bir beceride yetkinlik kazanmak her zaman eğlenceli olmayabiliyor. Bunu JotForm’u kurmak için harcadığım 12 yılda bizzat deneyimleyerek öğrendim. Sorunlarla baş etmekten bıkmış halde sürekli olarak ürünümle ilgilenirken gelişmenin ve ilerlemenin getireceklerini gözümde canlandırarak çalışmalarıma daha da sıkı sarılıyordum.

Dışarıdan herhangi bir yatırım almadan JotForm’u 4 milyondan fazla kullanıcısı olan bir platforma dönüştürürken kendi irademle savaşmak yerine ona kulak vermeyi öğrendim.

Her gün aynı kararlılıkla ilerleyebilmek için sizi destekleyecek akıllı sistemler oluşturmanız gerekir. Şu dört basit adımı izleyerek kendi sisteminizi oluşturmaya başlayabilirsiniz:

1. Küçük hedefler belirleyin

Gelişme hızınızı korumak için gözünüzü ödülden ayırmayın.

“Daha iyi olmak” gibi zayıf hedefler becerilerinizi bir adım öteye taşıyacak gücü size veremez ama fazla büyük hedefler de gözünüzü korkutup amacınızdan sapmanıza sebep olabilir.

Bu durumda, çok büyük ya da zayıf hedefler yerine orta düzeyde, erişilebilir hedefler belirleyerek doğru yönde emin adımlarla ilerlemeniz gerekir.

Küçük hedefler, bilinçli pratiğin temelini oluşturur. Hedeflerinizi belirlerken bilgi düzeyinizi de göz önünde bulundurmalı ve kendi sınırlarınızı yavaş yavaş zorlayarak hedeflerinize ulaşmaya çalışmalısınız. Kendinizi geliştirmek gibi genel ve uzun vadeli hedeflerinizi daha küçük parçalara ayırmanız gerekebilir.

Uzun vadeli hedef: Usta bir atlet olmak

Orta vadeli hedef: 2019 maratonuna katılmak

Hedefe giden yolda küçük adımlar: Belirli bir mesafeyi daha kısa sürede koşmak

Değişime ihtiyaç duyduğunuz temel alanları belirleyin ve bir liste oluşturun. Hedeflerinizi açıkça belirlerseniz eyleme geçmeniz kolaylaşır.

2. İstikrarlı olun 

Bilinçli pratik her zaman eğlenceli olmayabilir; uzun vadede başarılı olmak için kısa vadede alacağınız zevkten fedakârlık etmeniz gerekir.

İnsanlar bana JotForm’u dışarıdan yatırım almadan 100’den fazla çalışanı olan bir şirkete nasıl dönüştürdüğümü sorduklarında işini tutkuyla sevmekten bahsetmemi veya ilham verici hikayeler anlatmamı bekliyor. Ama aslında ben hiçbir zaman form oluşturma konusunda aşırı hırslı biri olmadım.

Ben hayallerimin peşinden gitmedim.

Geçtiğimiz 12 yıl boyunca rakiplerimiz bu piyasaya girip bir süre sonra düşüşe geçerken ben her gün işimi bir adım daha ileriye taşımak için çalışmaya devam ettim.

Özellikle şirketinizi rekabetin en yoğun olduğu sektörlerden biri olan online form alanında kurmaya çalışıyorsanız işiniz her zaman eğlenceli olmayabiliyor. Ama ilerlemeye devam etmek için canınızın sıkılmasına aldırmadan var gücünüzle çalışmanız gerekiyor.

Günlük planlamanızı yapın ve bu plana uyun. Kısa bir süre sonra eylemlerinizin alışkanlığa dönüştüğünü fark edeceksiniz.

3. Değerlendirin

Bir alanda gelişmek için öncelikle güçlü ve zayıf yönlerinizi belirlemelisiniz. Böylece sorunları saptamanız ve bu sorunlara çözüm üretmeniz kolaylaşır.

Haftada kaç yazı yazıyorsunuz?

Kaç kilometre koşuyorsunuz?

Sistemli olun ve günlük ilerlemenizi takip edin.

Düzenli olarak geri bildirim almanız da bu noktada size yardımcı olacaktır. Alanınızdaki uzman kişilerden ve arkadaşlarınızdan geri bildirim isteyin ve öz değerlendirme yapın. Kendinizi dürüst bir bakış açısıyla değerlendirebilirseniz ilerlemenizi gerçekçi bir gözle görebilirsiniz.

4. Tazelenin

Bilinçli pratikle kendinizi geliştirmek için dikkatinizi tümüyle işinize vermeniz gerekir. Dikkatinizi bir işe yoğunlaştırmak oldukça güç bir zihinsel aktivite olduğu için uzmanlar ideal pratik süresini günde bir saat olarak belirtiyor. Bu birer saatlik pratik sürelerini haftada üç ila beş gün tekrarlayabilirsiniz.

Pratik süreniz iki saati geçtiğinde verimliliğiniz düşmeye başlar. Bu yüzden kendinize ayırdığınız pratik sürelerini tadında bırakın. Alarmınızı kurup süreniz dolduğunda ara verin.

Bilinçli pratikle becerilerinizi geliştirebilmeniz için belirli aralıklarla enerjinizi yenilemeniz gerekir. Yoğun çalışma saatlerinizi kendinize biraz boş zaman ayırarak dengelemeyi unutmayın.

This article is originally published on Jun 23, 2020, and updated on Oct 21, 2020.
YAZAR
Aytekin Tank JotForm'un kurucusu ve CEO'sudur. Her ne kadar yazılım eğitimi alsa da hikayeler anlatmaya tutkun olan Tank, bir girişimci olarak yolculuğu hakkında yazılar yazıp yeni kurulan girişimlerle tavsiyelerini paylaşmaktan hoşlanır. Ayrıca JotForm kullanıcılarından geri bildirimler almayı çok sever. Aytekin Tank'a AytekinTank@JotForm.com mail adresinden ulaşabilirsiniz.

Yorum Gönder:

JotForm Avatar

Yorum:

Podo Commentİlk yorum yapan sen ol.