Mevcut işinizi bırakmadan startup şirketinizi nasıl kurarsınız?

Soru: Craigslist ve Albert Einstein’ın ortak özelliği nedir? 

Cevap: İkisinin de en büyük fikri, başlangıçta birer yan projeydi. 

Sene 1905. Albert Einstein patent başvurularını incelediği işinde haftada altı gün tam zamanlı olarak çalışıyor. Kalan tüm zamanını ise fizik çalışmaya ve deneyler yapmaya ayırıyor. Mesai dışında harcanan bu saatlerden İzafiyet Teorisi doğuyor. 

Sene 1993. Bir yatırım şirketinde çalışan Craig Newmark, boş zamanlarından birinde bir e-posta listesi oluşturuyor. İlk başta bu listeyi arkadaşlarıyla çevrelerindeki farklı etkinlikler hakkında haberleşmek için kullanıyorlar. Zamanla liste o kadar genişliyor ki kimsenin gelen kutusunda yer kalmıyor. Newmark işte o zaman bir web sitesi oluşturma zamanının geldiğini anlıyor ve craigslist.com doğuyor. 

Sene 2018. Küçük bir yan projenin gününde birinde büyük bir işe dönüşme potansiyeli var. İnternet erişimi ve yeterli düzeyde fedakarlıkla harikalar yaratma zamanı… 

Dünya üzerinde birçok başarılı şirket, kurucularının boş zamanlarında tasarladığı basit fikirler olarak başlıyor.

Facebook, Twitter, Instagram, Uber, Product Hunt, Unsplash, Pinterest, GrowthHackers, Groupon, Trello, AppSumo, Etsy, Hubspot, Gmail, WeWork, Buffer… Bu liste uzayıp gidiyor. 

Örneğin, Apple bile bir ofiste değil de bir garajda dünyaya geldi. Üniversiteyi yarıda bırakan Steve Jobs ve Steve Wozniak, kendi yapımları olan kişisel bilgisayarlar üzerinde sadece mesai saatleri DIŞINDA çalışabiliyordu. 

Gözlerden uzak gelişen bir şeyler bir gün hayatınızın işi olabilir. 

JotForm’un hikayesi de bu örneklere çok benziyor. 

Yazılım ürünleri geliştirmeye, üniversite yıllarımda hobi olarak başladım. Bilgisayar programcısı olarak tam zamanlı bir işte çalışırken de yeni yeni filizlenmeye başlayan projelerimi büyütüp yeşertmek için boş zamanlarımı değerlendiriyordum. Mevcut işimi bırakıp kendimi tümüyle ürünüme vermeden önce beş yıl bu şekilde çalıştım. 

O zamanlar, ilk yazılımımı geliştirdiğim yurt odamda ürünlerimden birinin, yani JotForm’un, dışarıdan hiç finansal destek almadan 4 milyonu aşkın kullanıcısı ve 100’den fazla çalışanı olan bir şirkete dönüşeceğini hayal bile edemezdim.

Sonuçta bir proje sizi çağırıyorsa o projenin sizi nerelere götüreceğini kim bilebilir?

Yan projeniz ANA İŞİNİZ haline bile gelebilir. 

Eskiden Glitch diye çok oyunculu bir oyun vardı. Glitch başarıyı yakalayamadı ve sonunda oyunun kurucuları oyunu tümüyle kapatmaya karar verdi.

İlk başlarda oyunu geliştirirken eğlencesine eklenmiş olan oyun içi sohbet sistemi, kurucuların umutsuzluğa kapıldığı yerde bir çıkış yolu oluverdi.

Kaybedecek bir şeyleri olmadığını düşünen Glitch kurucuları, sohbet sistemini başlı başına bir ürün olarak piyasaya sürmeye karar verdi. Böylece günümüzün en hızlı büyüyen işletme uygulaması Slack, teknoloji dünyasına katılmış oldu.

Kendini gösteren bir yan projeniz varsa sizin de harekete geçmemeniz için hiçbir sebep yok.

Yan projeler yaratıcılığı artırır 

Umut vadeden bir yan proje, mevcut işinizden bir şeyler alıp götürmeyecek, hatta ona güç katacaktır.

Örnek olarak Google’ın uyguladığı yüzde 20 kuralını ele alalım. Çalışanların zamanlarının yüzde 20’sini bir yan projeye ayırmalarını gerektiren bu uygulamanın ardından geri kalan vakitlerin daha verimli geçirildiği gözlemlenmiştir.

Bir şirketi yönetmek insanın üzerinde doğal bir baskı oluşturur. Çalışanlarınızın maaşını ödeyebilmek için kendinizi sürekli olarak bir şeyler ortaya çıkarmak zorunda hissedersiniz. Ama yan projeniz için böyle bir şey söz konusu olamaz. Sizi maddi olarak ayakta tutan şey yan projeniz olmadığı için bu konuda başarısız olsanız bile yerle bir olmazsınız. 

Yan projeniz, stresten uzak bir oyun alanı gibidir.

Ve mucizeler bu oyun alanlarında gerçek oluverir. 

İş dünyasının büyük isimleri bile kenarda bir şeylerle oynamanın cazibesine karşı koyamıyor. Mesela Disney, şimdilerde robot yapmaya çalışıyor; Tesla bir enerji şirketi kuruyor; Amazon, market işine girişiyor.

Peki, siz oynamaya hazır mısınız?

Cevabınız evetse öncelikle bilmeniz gereken birkaç konudan bahsedelim. Minik yan projenizin büyüyüp koca bir startup şirketi olacağı günleri umutla bekliyorsanız bahsedeceğimiz ipuçlarına iyi kulak vermelisiniz.

Zaman bulun 

Pardon, sözümü geri alıyorum. Zaman ararsanız asla “bulamazsınız”. Gönlünüze göre hiç bölünmeden çalışabileceğiniz ve kendinizi tümüyle yan projenize verebileceğiniz uzun saatler hayal etmeyin.

Zaten böyle uzun saatlere ihtiyacınız yok. Yan projeler genellikle gününüzün fark etmeyeceğiniz kadar ufak bir kısmını kaplar ama günler haftaya, haftalar aya döndükçe büyüyüp serpilen tohumlara benzer.

JotForm da başlangıçta sadece bir yan projeydi. Üniversiteden sonra girdiğim tam zamanlı işin JotForm’u geliştirmeme engel olmasını asla izin vermedim. Her gün sabah 6’da uyanıp müşterilerin sorularını yanıtlıyor ardından “gerçek işime” gitmek üzere yola çıkıyordum.

Herkesin gününde artık zamanları vardır.

Boş zamanlarınızı iyi değerlendirin ve hayatta önem verdiğiniz diğer şeyleri koruduğunuz gibi koruyun. Bu zamanlarda kimsenin sizi rahatsız etmesine izin vermeyin. Bunu yaparken kendinizi zaman konusunda fazla sınırlandırmamaya özen gösterin. Bu alan hayatınızda kendinizi sınırlandırdığınız değil, özgür bıraktığınız nadide alanlardan olmalı.

Değer katın 

Henüz karşılanmamış bir ihtiyaç ya da doldurulmayı bekleyen bir boşluk her zaman karmaşık bir çözüm süreci gerektirmez.

Product Hunt sayfasında yer alan “The 1,000 Upvote Club” bölümüne şöyle bir göz atarsanız en çok ilgi gören fikirlerin önemli sorunlara basit çözümler getiren projeler olduğunu göreceksiniz.

Yan projenizi geliştirmek istiyorsanız önce şu sorunun cevabını aramalısınız:

Bir ürünü satabilmek için ücretsiz sunacağımız değerli şey ne olmalı?

Sorunuzun cevabını ararken başlangıç noktanız kendinizi müşterilerinizin yerine koymak olmalı. Müşterilerinizin deneyimini kusursuz olmaktan uzaklaştıran şey ne? Neler engel oluşturuyor ya da neler fazla zaman alıyor?

Bu soruyla bulmaya çalıştığımız, işin merkezi değil; bu kısmın sorunsuz işlediğini farz ediyoruz.

Bahsettiğimiz şeyi, müşterilerinizi şaşırtacak ve sevindirecek cömert bir hediye gibi düşünün. Bu ücretsiz hediyeyi müşterilerinize sunarak fikrinizin peşinden özgürce gidebileceğiniz bir ortam yaratabilirsiniz. 

Tadını çıkarın 

Sevgisiz büyüyen bir proje eninde sonunda bir gün yüzüstü çakılacaktır. Çünkü bir projeyi severek geliştirmiyorsanız o proje üzerinde çalışmamak için kendinize milyonlarca sebep bulabilirsiniz. Bunun sonucundaysa projeniz zayıf düşer.

Size eğlenceli gelmeyen bir yan projeniz varsa zaman içerisinde motivasyonunuzu yavaş yavaş kaybedersiniz ve boşa çalışıyormuş gibi hissetmeye başlarsınız.

Spotify’ın eski tasarımcısı ve yan proje şampiyonu Tobias van Schneider’e göre aslında yan projelerin “saçma” olması gerekir:

“Bir yan projenin işe yaramasının tek yolu, insanların basit düşünüp bakış açılarını değiştirerek kendilerine başarısız olma hakkı tanımalarından geçer. Yani temelde bir yan projenin başarılı olması için onu çok ciddiye almamanız gerekir.

Bir şeye çok saçma bir işmiş gibi bakarsanız o işle eğlenebilirsiniz ve pek kafa yormazsınız. Böylece başarının farklı şekillerini tadabilirsiniz.”

Bu yüzden yan projeniz, sevdiğiniz bir şeyler olsun. Çünkü işe ilk başladığınızda projenizin size verebileceği tek şey projenizle ilgilenirken geçirdiğiniz eğlenceli saatler olacak.

Huit Denim Co bunu şöyle ifade ediyor:

“Yan proje dediğiniz şey Gönül İşidir. İşi de gönlü de siz ortaya koyarsınız.

Projenize zaman ayırıyorsanız tek sebebi projenizi sevmenizdir. Her defasında dönüp onu bir adım daha ilerletmeye çalışmanız bu yüzdendir.” 

Kusurlar içinizi rahatlatsın 

Hevesle üzerinde çalıştığınız yan projenizi günbegün geliştirirken bazen bir şeyleri yanlış yaptığınızı düşünebilirsiniz. Sevgiyle büyüttüğünüz projenizde gördüğünüz hatalar canınızı sıkabilir, hatta hevesinizi kırabilir. Ama unutmamanız gereken bir şey var: 

Burası sizin oyun alanınız. Burada oyunlar oynar, bir şeyleri kurcalar, deneyip yanılır ve nereye varacağını bilmediğiniz yollarda düşüp kalkarsınız.

Mümkün olan en kısa sürede bir yerlere varmaya çalışırsanız yan projeniz keyifle devam ettiğiniz bir iş olmaktan çıkıp eziyete dönüşebilir. Yan projenize kesin hedefleri olan bir iş değil, bir deney gibi yaklaşmalısınız.

Yaratıcı girişimci ve Company of One adlı kitabın yazarı Paul Jarvis’in sözleriyle:

“Deney yapıyorsanız “başarısız” olamazsınız. Deneyler zaten bir hipotezi kanıtlamak ya da yanlışlamak içindir. Bu yüzden elinizdeki işe odaklanın, sonuca değil.” 

JotForm gibi, kendi startup şirketinizi sıfırdan kurabilirseniz bolca deney yapabilme hakkı kazanırsınız.

Biz istediğimiz kadar deney yapıp eğlenceli riskler alabiliyoruz çünkü bizim hayatımızda tepemize binen yatırımcılar yok.

Büyük düşünmek güzel ama yan projenizin sonuçlarına ve başarı durumuna fazla odaklanırsanız bir sonuca varmadan yarı yolda kalabilir, işler planladığınız gibi gitmediğinde büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

Beklentilerinizi yüksek tutmadan işe koyulun ve bakın bakalım karşınıza neler çıkacak.

NOT:

Sizi mutlu eden bir şeylere zamanınızı ve enerjinizi yatırmaya korkmayın; sizi işinizden alıkoyacak ya da enerjinizi tüketecek diye endişelenmeyin.

En kötü ihtimalle merakınızı gidermiş olursunuz. En iyi ihtimalle de hayatınızın işini keşfedersiniz. Ama sonuç ne olursa olsun fazla kafa yormayın.

Ne de olsa altı üstü bir yan proje.

This article is originally published on Jun 30, 2020, and updated on Aug 25, 2020.
YAZAR
Aytekin Tank JotForm'un kurucusu ve CEO'sudur. Her ne kadar yazılım eğitimi alsa da hikayeler anlatmaya tutkun olan Tank, bir girişimci olarak yolculuğu hakkında yazılar yazıp yeni kurulan girişimlerle tavsiyelerini paylaşmaktan hoşlanır. Ayrıca JotForm kullanıcılarından geri bildirimler almayı çok sever. Aytekin Tank'a AytekinTank@JotForm.com mail adresinden ulaşabilirsiniz.

Yorum Gönder:

JotForm Avatar

Yorum:

Podo Commentİlk yorum yapan sen ol.