Hiçbir şey yapmamanın gücü

Yaşlı timsah nehrin kenarında yüzerken genç bir timsah ona yaklaştı ve şöyle dedi:

“Duyduğuma göre bu nehrin en acımasız avcısı senmişsin. Bu işin sırrını öğrenmeye geldim.”

Tatlı bir öğle şekerlemesinden uyanan yaşlı timsah, gözlerinden birini çevirip genç timsaha baktı ve hiçbir şey söylemeden şekerlemesine geri döndü.

Kendisine saygısızlık edildiğini düşünen ve sinirlenen genç timsah, ardında baloncuklar bırakarak akıntıya karşı yüzüp birkaç kedi balığı kovaladı. “Ben ona gösteririm.” diyordu içinden.

Günün ilerleyen saatlerinde genç timsah, şekerlemesine devam eden yaşlı timsahın yanına yeniden gitti ve nasıl güzel avlandığıyla ilgili hava atmaya başladı:

“Bugün iki tane etli mi etli kedi balığı yakaladım. Peki, sen ne avladın bugün? Hiçbir şey mi? Belki de dedikleri kadar acımasız bir avcı değilsindir.”

Yaşlı timsah hiç istifini bozmadan genç timsaha bir bakış attı ve hiçbir şey söylemeden gözlerini geri kapadı. Minik balıkçıklar karnının altındaki alglerde süzülürken yaşlı timsah suyun üzerinde şekerlemesini sürdürüyordu.

Yaşlı timsahtan yine yanıt alamadığı için iyice sinirlenen genç timsah, bu kez daha büyük bir şeyler avlamak için yola koyuldu. Birkaç saatlik çabalamanın sonunda küçük bir turnayı alt edebilmişti. Gururla kuşu ağzına alıp yaşlı timsahın yanına döndü. İşte şimdi gerçek avcının kim olduğunu görecekti yaşlı timsah.

Genç timsah, yaşlı timsahın hala bıraktığı yerde uzanıp durduğunu gördü. Ama her şey bıraktığı gibi değildi. Yaşlı timsahın yanı başında kocaman bir antilop suya yanaşmış, kana kana su içiyordu. 

Tam o anda yaşlı timsah sudan şimşek gibi atılıp dişlerini antilobun boynuna geçirdi ve onu suyun altına çekiverdi.

Genç timsahın şaşkınlıktan ağzı bir karış açık kalmıştı. Yaşlı timsah besili yemeğiyle karnını güzelce doyururken genç timsah ağzındaki minicik kuşla kalakaldı.

Genç timsah bir kez daha yaşlı timsaha yaklaşıp “Ne olursun, bana da öğret. Nasıl başardın bunu?” dedi.

Ağzından antilobun kanı damlarken yaşlı timsah sonunda cevap verdi:

“Hiçbir şey yapmadım.”

Önemli olanla uğraşmak mı, yoksa meşgulüm diye övünüp durmak mı?

JotForm’un ilk yıllarında ben de genç timsah gibiydim. Bir sonuca ulaşmak için her zaman bir şeyler yapmam gerekiyor sanırdım.

O zamanlar biri çıkıp da hiçbir şey yapmamaya daha çok zaman ayırdığımda daha büyük işler başarabileceğimi söyleseydi muhtemelen omuz silkip günde 16 saat çırpınıp durmaya devam ederdim. 

Başarılı olmak için sürekli olarak bir şeyler ortaya çıkarmak, çalışmak ve bir sonraki adım her neyse hemen ona geçmek zorundayım sanıyordum.

Hepimiz meşgul olmayı gözümüzde büyütüyoruz. Ama meşgul olmak aslında başarılı olmak demek değil. “Hiçbir şey yapmamaya” daha çok önem verirsek belki biz de cılız kedi balıkları yerine besili antiloplarla karnımızı doyurabiliriz.

Bu önerim benim işime yaramıştı, umarım sizlerin de işine yarar. Ancak daha az şey yapmak veya hiçbir şey yapmamak göründüğü kadar kolay bir şey değil.

Gelin, hepimize zararı dokunan şu meşgul olma takıntımıza daha yakından bakalım.

Meşguliyetin tarihçesi

Homeros’un antik çağları anlattığı eserlerinden de anladığımız üzere meşgul olmak, ta ilk zamanlardan beri insanlığın baş belası olagelmiş. 

Konuyu biraz daha açıklayacak olursak, Homeros’un Odysseia eserinde “nilüfer yiyenler” denilen bir topluluğun hikâyesi aktarılıyor. Anlatılanlara göre bu insanlar, sabahtan akşama kadar nilüfer yiyip hayatlarından gayet memnun bir halde hiçbir şey yapmadan etrafta dolanıp duruyor.

Ülkesine dönmeye çalışan İthaka kralı Odysseus’un yolu da bu topluluğun ülkesinden geçiyor. Odysseus’un tayfasından bazıları bu nilüferlerden yiyip de bu topluluk gibi rahat ve uyuşuk bir ruh haline bürününce Odysseus, bu meyvenin etkisi altındaki tayfanın gemiye bağlanmasını ve derhal yola çıkılmasını emrediyor.

Bu hikayede Odysseus’un “hiçbir şey yapmama” duygusuna karşı verdiği tepki size de tanıdık geldi mi? Bu tür tepkiler aslında çoğumuzun karşılaştığı işkolik insanları bize hatırlatıyor. 

Rahatlık hissini andıran her şeyi hor gören bu insanlar hiçbir şey yapmama düşüncesiyle buz kesilen koca bir toplumsal buzdağının sadece görünen yüzü. Artık yaptığınız işin kalitesiyle değil, ne kadar meşgul olduğunuzla değerlendiriliyorsunuz.

Tim Ferriss, 4 Saatlik Hafta adlı eserinde, bu düşünce biçimini alaylı bir dille eleştiriyor ve işinde terfi almak isteyen bir insanın mesaiye kalarak, etrafta koşuşturarak ve sürekli e-posta yanıtlayarak daha meşgul görünmesi gerektiğini söylüyor.

Ama hepimiz eninde sonunda asıl hedefimizin ne olduğunu kendimize sormak zorundayız. En meşgul insan mı olmak istiyoruz yoksa en çok etkiyi bırakan insan mı?

Ayrıca, dünya üzerinde gelmiş geçmiş en zeki insanlara baktığımızda ilginç bir ortak noktaları olduğunu görüyoruz: Bu insanların hepsi “hiçbir şey yapmamak” için kendilerine zaman ayırıyor.

Hiçbir şey yapmamanın getirdiği güç

“Hiçbir şey yapmamak” için kendinize zaman ayırmak bazen zor olabilir; özellikle de toplantılar, bildirimler ve uzayıp giden yapılacaklar listelerinin çığ gibi büyüyüp üzerimize geldiği çalışma haftalarında.

Bu yüzden, yoğun bir tempoda çalışan birçok ünlü ismin de yaptığı gibi yıllık programınıza “Düşünme Haftaları” eklemek faydalı olabilir. Bu düşünme haftalarını kendi iç dünyanıza dönerek, okuyarak, düşünerek ve iş dünyasının getirdiği stresli atmosferin dışına çıkarak harmanıza gerekiyor.

Bill Gates’le ün kazanan bu Düşünme Haftası uygulamasını benimseyenler arasında Skillshare şirketinin kurucusu Mike Karnjanaprakorn gibi genç kurucuların yanında Steve Jobs, Mark Zuckerberg ve Tim Ferriss gibi büyük isimler de yer alıyor.

Microsoft şirketini yönettiği uzun yıllar boyunca Gates, kendisine yılda iki kez birer haftalık “Düşünme Haftaları” ayırıyordu. Bu haftalar, birer tatil olmaktan çok “hiçbir şey yapmamak” için ayrılmış özel zamanları ifade ediyordu. Gates bu konuda o kadar katıydı ki bu zamanlarda ailesinden, arkadaşlarından ve Microsoft çalışanlarından tümüyle uzaklaşırdı.

Şimdilerde Gates, Microsoft’un başarısının büyük bir kısmını hiçbir şey yapmadığı zamanlarda aklına gelen büyük fikirlere bağlıyor.

“Hiçbir şey yapmamak” için ayrılan zamanı uygularken

Aslında kendinize bir “Düşünme Haftası” ayırmak için aile fertlerinizi ve arkadaşlarınızı tümüyle hayatınızın dışına itmeniz gerekmiyor. Örneğin ben, her yıl en az bir hafta boyunca şirketimi bırakıp memleketim Erdek’e dönüyorum ve ailemle birlikte zeytin topluyorum. Zeytin toplarken kurumsal büyüme ya da dönüşüm oranlarıyla ilgili tüm düşünceler zihnimden uçup gidiyor; zihnimin özgürleştiğini hissediyorum.

Zeytin toplamak için ayırdığım bu haftaların beni TechCrunch’ın zirvesine çıkarmayacağının farkındayım. Ama bu etkinlik benim için kişisel bir başarı ölçütü ve en iyi fikirlerimin temelinin atıldığı yer.

Bir hafta boyunca işinizi bir kenara bırakıp hiçbir şey yapmamak için kendinize zaman ayıramıyorsanız bunun yerine “dijital oruç” uygulamasını deneyebilirsiniz. Bunun için Cumartesi ya da Pazar günlerinden birinde tüm teknoloji türlerinden uzaklaşmaya çalışın. Akıllı telefonunuzu kapatıp dolabınıza koyun. Dizüstü bilgisayarınızı tamamen kapattıktan sonra yatağınızın altına bir yerlere saklayın.

Günlük rutininizin dışına çıkıp zihniniz için hiçbir şey yapmadan düşünebileceği bir alan yaratın. Böylece zihninize yeni düşüncelerle tanışması ve eski düşünceleri geliştirmesi için zaman tanımış olacaksınız.

Bu uygulamayla ulaşacağınız başarıyı bu makalenin başında anlattığımız yaşlı timsahınkine benzetebilirsiniz.

Kendimize daha çok çabalayarak daha fazlasını başarabileceğimizi söyleyip duruyoruz ama bazen, gözlerimizi kapatıp kendimizi hayatın akışına bırakmak daha iyi bir karar olabilir.

Bazen, yanı başımızda kocaman bir antilop beliriverene kadar beklememiz gerekir…

This article is originally published on Jul 28, 2020, and updated on Aug 05, 2020.
YAZAR
Aytekin Tank JotForm'un kurucusu ve CEO'sudur. Her ne kadar yazılım eğitimi alsa da hikayeler anlatmaya tutkun olan Tank, bir girişimci olarak yolculuğu hakkında yazılar yazıp yeni kurulan girişimlerle tavsiyelerini paylaşmaktan hoşlanır. Ayrıca JotForm kullanıcılarından geri bildirimler almayı çok sever. Aytekin Tank'a AytekinTank@JotForm.com mail adresinden ulaşabilirsiniz.

Yorum Gönder:

JotForm Avatar

Yorum:

Podo Commentİlk yorum yapan sen ol.