Motivasyon Diye Bir Şey Yok

Motivasyon Diye Bir Şey Yok

Ben motivasyonu yüksek bir insan değilim. Kendimi kontrol etme konusunda harikulade bir iradem de yok. Bir şeyler okumak, meditasyon yapmak, taze sıkılmış meyve suyumu yudumlamak ya da uzun koşulara çıkmak için sabah 6’da kalkmam. Çünkü motivasyon denen şeye inanmıyorum.

Bunun yerine kendi irademi denklemden çıkaracak sistemler inşa edip alışkanlıklar belirliyorum. Böylece motivasyonum olsa da olmasa da bir şeyler üretmeye devam edebiliyorum.

Sistem ve alışkanlıkların kulağa pek eğlenceli gelmediğin farkındayım ancak işe yaradıklarından emin olabilirsiniz.

Jotform’un sadece bir fikirden ibaret olduğu zamanlardan 4 milyondan fazla kullanıcısı ve 100’ü aşkın çalışanı olan bir şirkete dönüştüğü zamanlara kadar geçen 12 yıllık girişimcilik yolculuğumun her adımında bu sistemler ve alışkanlıklar bana destek oldu.

Kendi iradenizi güçlendirmeye çalışmak yerine güvenilir sistemler yaratıp bu sistemleri geliştirdiğinizde motivasyon konusunda endişelenmenize gerek bile kalmıyor.

Gelin, konuyu biraz daha açalım.

Hem motivasyon nedir ki?

Motivasyonu, en basit haliyle, harekete geçmek için adım atamamaktan, inanılmaz derecede hevesli olmaya uzanan bir düzlemde değişiklik gösteren isteklilik hali olarak tanımlayabiliriz.

Bir iş konusunda zaten istekliyseniz kendinizi motive etmeniz pek zor olmaz. Ama henüz o isteği yakalayamadıysanız hemen her şey size yapacağınız işe başlamaktan daha ilgi çekici gelir. Erteleme alışkanlığınız sizi kontrolü altına alır, ta ki acınız katlanamayacağınız seviyelere ulaşana kadar. 

Steven Pressfield’ın Yaratma Savaşı kitabında dediği gibi;

“Bir noktadan sonra, bir şeyi yapmamanın verdiği acı, o şeyi yapmaktan daha ağır gelir.”

Bu cümleyi seviyorum çünkü hemen hemen hepimizin bu acı anı tecrübe ettiğini düşünüyorum. Böyle anlarda spor ayakkabılarınızı giyip dışarı çıkmak koltukta oturmaktan daha kolay gelir.

İki farklı motivasyon türü

Daniel Pink, 2011 yılında yayımlanan Drive: Nasıl Motive Oluruz? Nasıl Motive Ederiz? adlı kitabında motivasyonu dıştan gelen ve içten gelen olarak ikiye ayırıyor.

Dıştan gelen motivasyon; para ya da övgü gibi dış kaynaklıdır. İçten gelen motivasyon ise elde edilecek ödülden bağımsız olarak bir işe karşı kişinin içinden gelen motivasyonu ifade eder.

Motivasyon Diye Bir Şey Yok Image-1

İçten gelen motivasyon, asil ve onurlu bir amaç uğruna çalıştığınızı gösterir. Mesela içten gelen bir motivasyonunuz varsa işinizi ünlü olmak veya servet kazanmak için değil de insanlara yardım etmek ve onların sorunlarına çözüm getirmek için kurabilirsiniz.

Motivasyona Fazla Güvendiğinizde Size Destek Değil, Köstek Olur.

İşinizi ne kadar sevseniz de isteksiz olduğunuz anlar mutlaka olur. Bir işe başlamamak ya da canınızı sıkan bir işe devam etmemek için kendinize binbir bahane üretirsiniz.

İşte bu noktada, daha önce bahsettiğim sistemlerden destek almak işinizi kolaylaştırabilir. Motivasyona ihtiyaç duymadan, sürdürülebilir sistemler geliştirmeme yardımcı olan birkaç stratejiyi sizlerle de paylaşmak istiyorum.

1. Odak noktalarınızı belirleyin

Odaklanmak ve motivasyon birbirlerinden çok farklı alanlar gibi görünebilir ancak bu iki kavram özünde iç içedir.

Örneğin, ben bu sene işimle alakalı 3 ilkeyi öncelik haline getirdim:

  • Becerikli insanlarla çalışmak
  • Kaliteli içerikler üretmek
  • Kullanıcılarımızın verimliliğini artırmak

Bu ilkeler yaptığım her işi şekillendiriyor. Mesela bir proje bu ilkelere uymuyorsa reddediyorum. Böylece bu ilkelerden sapmama neden olacak unsurlar ortadan kalkıyor ve odaklandığım alanlarda ilerleme kaydedebiliyorum. 

Hafta içi her sabah ilk iki saatimi düşüncelerimi yazıya dökmeye ayırıyorum ve bu iki saatte bölünmeden çalışmaya gayret ediyorum.  Fakat işe geldiğimde kendimi yeterince ilgili ve heyecanlı hissetmiyorsam zamanımı ilkelerime uyacak başka şeyler yaparak değerlendiriyorum. Bir konuyla ilgili makale veya kitaplar okuyarak ya da araştırma yaparak geçirdiğim bu saatler kısa süre içinde konuya olan ilgimi artırıyor ve daha iyi fikirler üretmemi sağlıyor. 

2. Motivasyonun zorunlu olmadığını unutmayın

2016 yılında The Cut dergisinde yayınlanan makalesinde Melissa Dahl şöyle diyor:

“Herkesin ihtiyaç duyduğu tek motivasyon tavsiyesi şudur: Bir işi gerçekten yapabilmek için o işi yapmak istemek zorunda değilsiniz.”

Dahice bir tavsiye, değil mi?

Özellikle gerçekten ilerleme kaydetmek istediğiniz zamanlarda, hisleriniz eylemlerinizle uyuşmak zorunda değil. Yorgun hissetseniz bile deniz gözlüklerinizi takıp yüzmeye gidebilirsiniz. Bir sunum daha hazırlamaktansa kendinizi sandalyenize çivilemeyi yeğlediğiniz halde sunumunuzu tamamlayabilirsiniz. 

Dahl ayrıca Panzehir: Pozitif Düşünmeye Katlanamayanlar İçin Mutluluk kitabının yazarı Oliver Burkeman’ın şu sözlerini de bizimle paylaşıyor: 

“İşe koyulmak için mutlaka o işe başlama hevesinizin olması gerektiğini kim söylemiş?

Bu açıdan baktığınızda sorun, motive olmamanız değil, kendinizi motive olmak zorunda hissetmenizdir.”

Bu noktada yine rutinlerin duygulardan bir adım önde olduğunu görüyoruz. Kendinize rutinler belirlediyseniz canınız internette dolaşıp tatlı kedi videoları izlemek istese bile her sabah bilgisayarınızın başına geçip boş bir belge açarsınız. Sonrasında, duygularınızı umursamadan iki saat boyunca (ya da günlük işleriniz müsaade ettiği kadar) aklınızdakileri yazarsınız.

Zaman içinde ilerleme kaydedersiniz ve bu alışkanlıkları düzenli olarak tekrar edersiniz.

3. Çalışanlarınıza görevler atayın

Motivasyon Diye Bir Şey Yok Image-2

Geçen sabah spor yaparken aklıma çok güzel bir fikir geldi. Ama aklıma gelen şeyin belirlediğim üç odak noktasıyla hiçbir ilgisi yoktu. Bu yüzden bu fikri not alıp operasyon direktörümüzden konuyu araştırmasını rica ettim. Bu konuyla kendim ilgilenmek istesem de asıl işlerime odaklanmam gerektiğinin farkındaydım.

Özellikle iş dünyasında yeniyken veya finansal açıdan bazı kısıtlamalar söz konusuyken bu gibi işleriniz için görevlendirebileceğiniz çalışanlarınız olmayabilir. Jotform’u dışarıdan hiç finansal destek almadan kurup şimdiki haline getiren bir girişimci olarak sıkı para hesapları yapmanın ne demek olduğunu iyi bilirim.

Ama bu şekilde çalışabilecek imkânınız varsa çalışanlarınıza görevler atamanın faydasını fazlasıyla görürsünüz. Bir işi şu durumlarda başkasına yönlendirebilirsiniz:

  • Zamanınızı, enerjinizi ve dikkatinizi, kayda değer sonuçlar getirebilecek başka işlere saklamanız gerekiyorsa: Geniş bir perspektiften bakın ve olası sonuçları ölçüp tartın. Bu uygulamaya önce ufak adımlarla başlayın.
  • Söz konusu işi başka biri sizden daha iyi yapıyorsa: Çevrenizde bir konuda sizden daha çok bilgiye ya da tecrübeye sahip birileri varsa bu konuyu onlara bırakın. Böylece kısa zamanda daha başarılı sonuçlar elde edebilir ve kendi hedeflerinizden şaşmadan ilerleyebilirsiniz. 

Yaptığınız işten zevk almanın önemi

Günlük motivasyon hakkında çok şey söyledik. Peki, uzun vadede enerjinizi nasıl korursunuz?

Bu önemli sorunun cevabı herkes için farklı olsa da eninde sonunda hepimizi motive eden şey mutlu anlarımız ve gayelerimiz oluyor.

Guardian gazetesinin köşe yazarı ve Panzehir kitabının yazarı Oliver Burkeman okuyucularını Budist eğitmen Susan Piver ile tanıştırıyor. Kendini sürekli olarak “iyi” hissetmeye zorlamaktan ve günlük işlerini kusursuz biçimde tamamlamaya çalışmaktan yorulan Piver,  yaptığı işlerden alacağı zevke odaklanmaya karar veriyor:

“Motivasyonumun saf merak duygusundan kaynaklandığını ve yerine getirdiğim görevlerin olduğum ve olmak istediğim kişiyle yüzde yüz uyumlu olduğunu hatırlayınca, ofisim birdenbire gözüme bir işçi kampından çok, oyun bahçesi gibi göründü.”

Piver’a göre bir işi yaparken o işin hangi yönlerinden hoşlandığınıza odaklanarak “disiplin” olgusundan uzaklaşmadan işlerinize kolayca tamamlamanızı kolaylaştırıyor.

Zor zamanlardan geçiyor, sevmediğiniz bir işte çalışıyor ya da bazı durumlarda haksızlıklara katlanmak zorunda kalıyor olabilirsiniz. Ama gerçekten önemli gördüğünüz bir işi yapmaya çabalıyorsanız kendi üzerinize fazla gitmeyin.

Her şeyden önce o işi neden yaptığınızı düşünün. Böylece zor günlerinizin üstesinden daha kolay gelebilirsiniz. Kendi sistemlerinizi ve alışkanlıklarınızı oluşturun. Önemli gördüğünüz şeylere odaklanın. Başkalarına görevler vermekten çekinmeyin ve dikkat dağıtıcı etkenleri görmezden gelin.

Tüm bu adımları uyguladığınızda motivasyonunuz artacaktır.

Peki, ya artmazsa? Endişelenmeyin, motivasyona ihtiyacınız olmadığını zaten biliyorsunuz.

YAZAR
Aytekin Tank is the founder and CEO of Jotform and the bestselling author of Automate Your Busywork. A developer by trade but a storyteller by heart, he writes about his journey as an entrepreneur and shares advice for other startups. He loves to hear from Jotform users. You can reach Aytekin from his official website aytekintank.com.

Yorum Gönder:

Jotform Avatar
Bu site reCAPTCHA ve Google Gizlilik Politikası tarafından korunmaktadır ve Hizmet Koşulları geçerlidir.

Yorum: